28 Mayıs 2011 Cumartesi

Tam tamına bir ay olmuş geldiğim. Bazen ağrılarımın envai çeşit yerimde sızlamasıyla küfredip, o anlar aklıma gelse de, yarın yeniden askere alacaklarmış gibi geliyor. Tuhaf. Bu psikolojiyi acilen atmam lazım. Fena halde lazım hatta..


27 Mayıs 2011 Cuma


Birsen Tezer. Sen ne güzel bi' ablasın yahu..

8 Mayıs 2011 Pazar

BİR GELİŞ BİR GİDİŞ


Kolay olmayan, stresli bir 15 ayın sonunda yeniden evimdeyim. Şapşal şapşal bakan gözlerle yeniden eve adapte olmaya çalışıyorum. Bu da kolay olmuyor tabii ki. Annemin her 15 dk da bir sarılışını, ağabeyimin kulağımdan hala şafak almasını, duygumun o takılışlarını hesaba katmaz isek tabii. Neyse, hayatta ki yapmamın zorunlu olduğu bir fiiliyatı atlatıp geldim. Konuşulacak çok şey olsa da, askerliği anılarımla birlikte gömüp bir daha çıkarmak istemiyorum. Askerlik anılarımı anlatıp kafa ütüleyen kişi olmayacağım.

Bugün anneler günü…

Belki de hayatta en önem verdiğim varlıktır annem. Ve diğer bir önemli varlığım da, belki de en iyi arkadaşım olan anneannem. Anneannem’di..

En iyi arkadaşım diyorum. Çünkü onun da en iyi arkadaşı olduğumu biliyordum. Nasıl olmayayım ki? Gecenin bir vakti ona su götürüşlerim, sivrisineklerden kurtarışım, terlediğinde tülbentini biraz gevşetip rahatlattığım, sınırsız şakalarım ve onun da bana sınırsız takılışları, fb gs muhabbetimiz, namaz kılarken yaptığım maymunluklarla yüzünde açtırdığım buseler, ufacık ayağına giydirdiğim çoraplar vs vs..

Ben geldim ama O’nu bulamadım.

Gidişimin ikinci gününde vefat etmiş. Dayanamamış mustafasının, deli yüreğinin gidişine.

Kara kaşlın en kısa sürede yanına gelecek Ulviyem. O zamana kadar huzurla uyu. Merak etme üşüyorsan biraz daha örterim üstünü, ya da terliyorsan tam tersini. Aklımdasın hep canım benim, aklımda.

Ve de en başta senin anneler günün kutlu olsun Ulviyem. Senin, annemin ve tüm annelerin..