26 Ocak 2010 Salı

Ölü Mustafa'nın Ömürlü Hale Gelişine 15 Saat Kala

-ne yapıyorsun o bilgisayarda?
-okuyorum, dinliyorum, bi' şeyler bi' şeyler anne.
-ne okuyorsun?
-işte tanımadığım insanlar var. yazılarını okuyup tanımaya çalışıyorum anneciğim. ortaklıklar bulup mutlu olmak vs.
-mutlu olmak?
-hm hm. neden ki?
-hiççç.
-ee, sen hiç yazmıyor musun?
-ıı ııı anne. arada karalıyorum ama saçma sapan şeyler işte.
-aç bakayım bi' tane!
-aman boşver anne. sonra gülersin, abime söylersin, kızdırır mızdırır beni. boşver..
-hadiii.
-mmm. dur. seni yazmıştım. hatta bizi yazmıştım. babam cizreye gittiğinde. onu hafif değiştirerek anlatmıştım. heh, bu işte..
(yüzde yarım tebessüm, heyecanla gözlük takılır)
-gülmek yok ama.
-dur bölme şimdi.
-tamam tamam.
(gözde hafif damlacık pıhtılaşması)
-ben bi' kere garaja gelmemiştim. gelememiştim. düzelt onu.
-ehehe anne. biraz kendimden de bi' şeyler kattım yahu. sen hissettirdiklerine bak. böyle değil miydi?
-ama sen ufacıktın. nasıl hatırlıyorsun yahu?
-ohooo. abimi dövmeye çalışan çocuğu, odunla kovaladığımı bile hatırlıyorum. sen o zaman daha 4 yaşında olduğumu söylüyorsun.
-hm hm.
-öyle yani. amaaann anne. takılma, kimseye de söyleme. saçmalamalar işte. anlaştık mı?
-teyzene söylerim.
-mmm. teyzem olur tabii. anne teyzemin tanıdığı filan yok mudur ki? şöyle saçmalarımı biraz daha geliştirsem de, böyle yazınsal bi' yerde çalışsam.
-bilmem. olabilir tabii. bu arada o gün cidden çok soğuktu. kötüydü. o müziğin de allah belasını versin.
-kötüydü be anne. neyse şu an sıcağız. hep beraber.
-gel bi' öpeyüm seni. annnaaaa bizim çocuk edebiyatçı olmuş.
-höh anne! abartma ahahah

(teee 24 sene önce bugün. istemsiz olarak sancılar yaşattığım annem ile bugünki sohbetim. akşam ise yarın hakkında yine konuşmalar olacak ehehe. ölü mustafanın ömürlü hale gelişi. bekleyelim bakalım)

Hiç yorum yok: