3 Ağustos 2011 Çarşamba

Sızıntı-Cızırtı

Lanet olası günler bir rüyayla kendini hatırlatıyor birden bire. Evet 1 sene öncesi. Bazılarına göre “ah ne çabuk bitti de geldin” dediği, bana göre ise yüzyıllık bir 1 sene.

Afalladığımız günler..

Daha yeni gitmemizin yarattığı afallama halleri. Sanki ordan benden daha önemli bir şey varmış gibi, hemen telefona saldırmalar. “anne ben iyiyim!” demeceler. 1 2 kişi daha..

Ktm belasından kurtulup başka bir belaya gelmiştik aslında. Dağın başında, en cilveli hayvanların kartallar olduğu bir yerdi bu yerimiz. Boşu boşuna gabar kartalları da demiyorlardı sanırım. Bizi beceren onlarca kartal. Üstümüzde..

Gittiğimizde hafiften başlayan taburu güçlendirme çabaları. Biz ise en profesyonel inşaatçılar. Kum çek-çimento çek- “al bunu da çek!” diyenlere sonsuz itaat eden lanet toz yutucular, en bir şahane komandolar, en mükemmel inşaat ustalarıydık. Kürek tutmayı bil(em)diğimi de orda öğrenmiştim. Tıpkı nadide bir nişancı olduğumu da öğrendiğim gibi.

Kulağım ağrıyor her sabah..

Bazuka halk tabiriyle. Bize verilen adıyla rus ağır silahı rpg/7 roketatar. Zimmetlisi kim?

Ben..

Roketatar çavuşu ömür.

Ağzına sıçayım..

Kulağım ağrıyor..

Kulağım lan.

Kulağım orospu çocukları.

Kulağım.

Yüksek seste comfortably numb dinleyemiyorum lan artık. Cızırtı yapıyor orospu çocukları.

Kulağım.

Hayır geldiğime şükretmiyorum. Etmeyeceğim de.

Kulağım ağrıyor orospu çocukları.

Kulağım.


Yorgun yatıyorduk. Ülkenin gururu, onuru olan bizler yorgunduk. Gece 00:10..

Kalkkkkkkkkkkkkkkkkkk.

Tepe basıldı.

Bakındım. Millet kalkıyor. Anlamlandırmaya çalışıyorum. Sanırım kalkmalıydım. Gelmişlerdi bu sefer. Ama daha yeni değil miydi lan? Daha geldiğim ne kadar olmuştu ki? Ne aceleniz vardı lan? Yorgundum olm, bıraksaydınız da uyusaydık. Sonra savaşırdık. Ne aceleniz vardı?

Ayağımda saçma salak bir terlik, üstümde atletim, altımda şortum mevzime yol almıştım. Şok halini ilk kez yaşıyordum sanırım. Ha bir de 7.4 lük bir şok hali vardı ki, bu daha farklıydı. Eminim..

Her yerden bir ses. Top sesleri, havan sesleri. Sesler.

Kulağım..

9 ay boyunca kalacağım yer olan tepe basılmıştı. Ordalardı. İlk defa bu kadar dibimizdeydiler. İzliyorduk.

Ama iki merhametli grubun savaşmasından ölen olmadı. Yaralananlar vardı. En başında da ben.

Kulağım..

Taburdaki üstün inşaatçı halimizi gören büyüklerimiz, “hadi aslanlar bir de tepeyi yapın da gelin” dediler. Daha güzeldi. Daha rahattı. Hiç değilse cebime telefon girmiş, geceye ortak ettiğim gececiler girivermişti hayatıma.

Ama yüküm ağırdı. Çünkü çimento hiç hafif değildi. Gece çıkılan görevler hiç hafif değildi. Roketatarım da hiç hafif değildi. Ben ise çok ağırdım yeryüzünde. Yerin yüzüne öpücük kondurmaya az kalıyordu her adımım.

Ben ağırdım ama komutanlar hafifti sanki. Yüzüme öpücük kondurup, “bu vatan seninle gurur duyuyor evlat, bu üstün hizmet belgesi bizim gururumuzdur, ailen ve devletin (!) seninle gurur duyacak” dedi ve bitti..

Ama şey.. mmm. Ama kulağım. Sızlıyor sanki. Hmhm. Şey. Bi ses deneme çekseniz. Hmm?

Kulağım?

Hiç yorum yok: